İlyas Bey Camii ve Külliyesi
Genel Bilgi
İlyas Bey Camii, 1404 yılının Mayıs-Haziran aylarında Menteşeoğulları Beyliği’nin son hükümdarı İlyas Bey’in emriyle inşa edilmeye başlanmıştır. “Koca Camii” veya “Cuma Camii” olarak da bilinen yapı, cami, medrese, imaret, çifte hamam ve çarşıdan oluşan İlyas Bey Külliyesi’nin en önemli parçalarından biridir.
Yapının inşasında, yakınındaki Antik Milet kentinin harabelerinden alınan ve büyük oranda yeniden işlenerek kullanılan mermer bloklar tercih edilmiştir. Özgün cephe tasarımı, mimari yapısı ve zengin süslemeleriyle Anadolu Türk mimarisinin en seçkin örneklerinden biri kabul edilir. 2007-2012 yılları arasında kapsamlı bir restorasyon geçiren yapı, bu süreçte Europa Nostra tarafından “Tarihi Yapıların Onarımı ve Korunması” kategorisinde ödüle layık görülmüştür.
Tarihçe
İlyas Bey Camii, Aydın’ın Didim ilçesine bağlı Balat köyünde, Antik Milet kenti kalıntılarının üzerine kurulmuştur. Bölge, 13. yüzyılın ikinci yarısında Menteşe Beyliği topraklarına katılmış, 1391’de Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Ancak 1402 Ankara Savaşı’nın ardından Timur’un Anadolu beyliklerine topraklarını iade etmesiyle, İlyas Bey on iki yıl sonra tekrar Menteşe Beyliği’nin başına geçmiş ve aynı yıl caminin inşasına başlamıştır.
Yapı, 1890’larda Büyük Menderes havzasında meydana gelen şiddetli depremde zarar görmüş; 1905 yılında ilk kez ciddi bir onarım geçirmiş ve kubbesi klasik oluklu kiremitlerle kaplanmıştır. 1955’teki deprem sonrası ise sadece sınırlı düzeyde küçük onarımlar yapılabilmiştir. 2007-2012 yılları arasında, Söktaş firmasının desteklediği, mimar Cengiz Kabaoğlu tarafından yürütülen restorasyon projesiyle yapı aslına uygun olarak yenilenmiştir.
Mimari Özellikler
İlyas Bey Camii, son cemaat yeri bulunmayan sade bir yapıdır ve güneyinde yer alan, üç yönden medrese birimleriyle çevrili avluya açılır. Avlunun ortasında bir şadırvan bulunur. Cami, 18.17 × 18.27 metre ölçülerinde kare planlı olup, kubbesi mukarnas dolgulu tromplar aracılığıyla geçilmiştir. 14 metre çapındaki kubbe, sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuştur ve muhtemelen 1905 yılındaki onarımda kiremitle kaplanmıştır.
Yapıya kuzey cephesinden giriş yapılmaktadır. Bu cephede sivri kemerli bir portal nişi bulunur; niş içinde iki sütunla desteklenen, basık kemerli üçlü bir açıklık yer alır. Diğer cephelerde ise, alt kısımda demir parmaklıklı, üstte ise alçı şebekeli ikişer çift pencere dikkat çeker.
Caminin en etkileyici bölümlerinden biri olan mihrap, girişin tam karşısında yer alır. Yüksekliği 7.37 metre, genişliği ise 5.12 metredir. Mermerden yapılmış olan mihrap, mukarnaslı bir bordürle çevrelenmiş, iç yüzeyler ise yazı ve bitkisel-geometrik motiflerle bezenmiştir.
Yapının iç ve dış cepheleri mermerle kaplanmıştır. Kuzeybatı köşede bulunan minare, harim bölümünden yuvarlak kemerli bir kapıyla geçilen girişe sahiptir. Ancak bu minare, 1955 depreminde tamamen yıkılmıştır.